Süveyda
Kalbin en iç merkezinde, karanlıkla aydınlığın birbirine yaslanarak ayakta durduğu o dar ve derin boşlukta, paslı bir anahtarın açamadığı, zamansız bi...
Düşünmenin serbest biçimi.
Kalbin en iç merkezinde, karanlıkla aydınlığın birbirine yaslanarak ayakta durduğu o dar ve derin boşlukta, paslı bir anahtarın açamadığı, zamansız bi...
Zamanın bir yerinde durup geri bakıyorum, sanki içimdeki her şey ince bir camdan yapılmış da nefesim bile fazla geliyor. Konuşulmayanlar çoğalıyor, su...
Bir yerinden kırılmış bir saat gibi duruyor zaman, akmıyor ama susmuyor da, içimde hep aynı geç kalmışlıkla çalıyor. Konuşulmayan her şeyin küf tuttuğ...
Sabah diye bir şey varmış gibi kalktım yerimden, oysa gün dediğin, gecenin üstünü aceleyle örtmekten ibaret, insanlar buna düzen diyor, ben buna üstün...
Ezberledin. Bunu kimseye söylemedin ama ayak tabanların biliyor artık: hangi taş yerinden oynar, hangi gölge sonradan büyür, hangi suskunluk gecenin t...
Belki de mesele dinlenmemek değildi yalnızca; sesin kapıya kadar gelip orada üşümesiydi. İnsan anlatacaklarını yazıya dökerken acı çoğalır, çünkü keli...
Bir şeyin adı konmadan önceki halidir şiir, henüz masaya bırakılmamış, henüz kimsenin “bu nedir” diye sormadığı bir ağırlık, bir kapının önünde bekley...
Yazmak diye bir şey var ya, adını koymadan yaşayan, kendini saklamaya çalışan bir iç dürtü gibi, sanki insanın içine bırakılmış, ne işe yaradığı söyle...
Bunu yeniden söyleyelim, ama başka bir yerden başlayarak; adı konmamış bir sabahın içinden, henüz kimsenin “an” demediği bir titreşimden. Gözlerim bug...