Bazı Şeyler
Kim öğretti sana
durmadan yoklamayı,
kapı eşiğinde bekleyip
hayatı hesap sorar gibi çağırmayı?
Bir zamanlar yan yana yürüdüğümüz gölgelerin
hangi duvarda asılı kaldığını
deşmekten vazgeç artık.
Sen sessiz bir iyilik gibi geçip gidiyorsun,
ben her yere sinmiş bir kusur gibi kalıyorum;
bırak, içimde açılmış kanallar
daha fazla genişlemesin.
Eğer tutkunun közünü merak ediyorsan
başını kaldır
ısrarla yanmayı sürdüren
o küçük ışığa bak;
esintinin neden mırıldandığını
kurcalama.
İnancı, sevgiyi,
eskimeyen şeyleri
benden isteme.
Saltanatlar, fetih hikayeleri,
tarihin ağır cepleri
çoktan boşaldı bende.
Gerçeğin parlaklığını
inzivaya çekilmiş yüzlerde arama,
üstlerindeki temizlik
altını gizlemez.
Dönüşüm vaadi satanların
ocakları soğuktur.
Yollara düşenlerin
istikametini sorma,
yıpranmış giysiler
niyet anlatmaz.
Sayfaların arasında
kilit açan bir işaret yok;
olgunlaşmış bir yürek
acıyla öğrenir,
sorunun kendisi
dermanı dağıtır.
Çiçeklenme vakti geldiğinde
eline düşeni al,
uçmadan önce;
zamanın nedenini sorma,
neden şimdi diye tartma,
neden bana dokundu bu an
diye kendini yorma.
Bazı şeyler
yalnızca olurken gerçektir,
söze çekildikçe
dağılır.