O Gün 2
Masada kalan şeyler var bu şiirde,
bırakılmış bir çatalın titreyişi gibi,
elmanın soyulmuşluğu kadar savunmasız.
Konuşmanın eşiğinde duran cümleler,
kapı aralığından sızan soğukla aynı yerden giriyor içeri;
kalbin üstüne denk geliyor,
hiç şaşmıyor.
Kırmızı saat yalnız zamanı göstermiyor,
kanıtlıyor onu.
Cam kırığı, plastik çiçek,
hepsi hayatta kalmanın ucuz ikameleri.
Bir dost yüzü düşüncesi
geç kalmış bir tren gibi
hiçbir yere varmadan geçiyor zihinden.
Ve ölüm
burada bir tehdit değil,
bir terbiye biçimi.
Büyütmüş, yetiştirmiş,
konuşmayı öğretmiş susarak.
Şiir, tam da dediğin yerde kalıyor:
kırılmadan hemen önce,
incecik bir akşamda,
söylenmiş ama tamamlanmamış bir cümle gibi.