Deneme

Sana Benzemek 1

· 4 dakika okuma
Duvarda bir gölge

Bir şey vardı, adını koymadığım için büyüyen,
bir sabahın tam ortasında unutulmuş bir eşya gibi duran,
ne zaman baksam yer değiştiren,
ne zaman dokunsam kendini geri çeken bir şey.
Onu sevdiğimi sanmıyorum,
daha çok içimden geçen bir yolu yanlışlıkla izledim
ve yol, seni andırdı.

Bir insanı sevmek böyle başlamıyor aslında,
kimse durup dururken kalbini yerleştirmiyor başka bir bedene.
Önce sesler oluyor,
bir kapının kapanışı, bir cümlenin yarım kalışı,
bir durak fazla beklenmiş gibi.
Sonra bakışlar geliyor ama bakış değil bunlar,
sanki bir şeyin eksikliğiyle bakılıyor,
sanki gözler bir şeye değil,
bir yerden kaçmaya çalışıyor.

Ben seni oradan tanıdım,
kaçmaya çalışan yerlerinden.

Gülmüyordun mesela,
gülüşün vardı ama gülme yoktu içinde.
Bir şey yapar gibi yapıp vazgeçen insanların
elinde kalan o boşlukla gülümsüyordun.
İnsan alışıyor buna,
alışmak da bir tür sevme biçimi sayılıyor belki.
Ben alıştım sana,
bu yüzden seni sevdim demiyorum,
alışkanlıklar bazen aşktan daha inatçıdır sadece.

Bir gün anladım,
senin içinde sürekli taşınan bir sessizlik var.
Kimseye emanet edilmeyen,
sözle taşınmayan,
bir sandığın en dibine konmuş gibi duran bir sessizlik.
O sessizlik konuşsa,
hiçbir şey söylemezdi muhtemelen
ama herkes susmak zorunda kalırdı.

Ben sustum.
Sustuğumda sana benzedim biraz.

Bir insanın omuzları vardır mesela,
yük taşımak için sanılır,
oysa çoğu zaman
kimseye çarpmamak için dar tutulur.
Sen öyle yürüyordun,
kalabalığın içinden geçerken
kendini küçülterek ilerleyen insanlar gibi.
Bir şeyin çarpmasından değil,
birine çarpıp kalmaktan korkar gibi.

Zaman geçti.
Zaman geçince bazı şeyler açıklığa kavuşmaz,
sadece daha iyi saklanır.
Seninle aramızdaki şey de öyle oldu.
Adını koymadıkça büyüyen,
büyüdükçe sığmaz hale gelen
ama yine de ortada görünmeyen bir şey.
Bir ev gibi değil,
daha çok bir ara boşluk gibi.
İki bina arasına sıkışmış,
güneş almayan ama herkesin bildiği bir yer.

Bazen oraya yerleşmek istedim.
Yerleşmek dediysem,
kalmak değil,
sadece durmak.
İnsan bazen bir yere ait olmak istemez,
sadece düşmemek ister.

Sen bunu hiç bilmedin.
Bilmen de gerekmiyordu.
Çünkü bazı duygular anlatıldığında bozulur,
bir eşyayı yanlış yere koymak gibi.
Ben içimde tuttum seni,
ama kalbimde değil.
Kalp çok görünür bir yer,
ben seni daha içte bir yere koydum,
kendimin bile nadiren gittiği bir yere.

Bir şehir düşün,
haritası yok,
sokakları ezberlenmemiş,
isimleri konmamış ama yaşanmış.
İnsanlar oradan geçiyor
ve farkında olmadan daha yavaş yürüyor.
İşte sen,
bende öyle bir yerdesin.

Bazen bir şey olur,
küçük, önemsiz gibi,
bir ışığın sönmesi,
bir sandalyenin yer değiştirmesi,
bir cümlenin başka türlü bitmesi.
O anlarda seni hatırlıyorum.
Hatırlamak da değil belki,
sadece eksilmek.

Ben senden bir mutluluk beklemedim.
Mutluluk çok gürültülü geliyor bana.
Daha çok,
bir şeyin acıtmaması yeterliydi.
Acının da kendine göre bir terbiyesi olmalı çünkü.
Seninle ilgili olan şey,
hiç bağırmadı.
Sadece durdu.

Bir gün giderken arkanı dönüp bakmadığını hayal ettim.
Gitmek zaten dönmemektir,
bakmak sadece bir alışkanlık.
Sen alışkanlıklarını bile yanında taşımayan birine benziyordun.
Bu yüzden,
gitmiş olsan bile,
hiç terk edilmiş gibi hissetmedim.

Şimdi düşünüyorum da,
belki de seni sevmedim.
Belki de içimde eksik olan yere
senin silüetin denk geldi.
İnsan bazen bir boşluğu sevmiyor,
sadece onunla yaşamayı öğreniyor.

Uzun bir şey bu.
Kısa anlatılamıyor.
Bir şiire de tam sığmıyor aslında,
ama şiir en azından taşır gibi yapıyor.

Eğer bir gün,
hiç tanımadığın bir yerde
nedensiz bir huzursuzluk duyarsan,
bil ki bir zamanlar
birinin içinde
senin adına ayrılmış bir yer vardı
ve kimseye verilmedi.

Bu da bir tür sevmektir belki.
Adını koymadan,
yerini değiştirmeden,
sessizce.

Bu yazı Semender kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Deneme

Sana Benzemek 2

Bir şeyle başladı bu, ama şey denemez ona, çünkü her şeyden kaçan bir hali vardı; bir sabahın içinden çekilip alınmış, geride yalnızca yeri kalmış bir...

· 4 dk · Kitap: Semender
Deneme

Başka Bir Zaman

Bedene bir şey olabileceğini bilmek yetmezmiş gibi, sonradan anlaşıldı ki asıl felaket olan biteni zihinden çıkaramamakmış, çünkü insan en çok hatırla...

· 2 dk · Kitap: Yengeç