Adı Olmayan Bir Yer
Bir odada duruyorum,
kapının adı unutulmuş.
Duvara yaslanmış saat
çalışmıyor ama geç kalıyor yine de.
Bir şeyler çoktan olup bitmiş burada,
belli.
Bardakların ağzı aşağı dönük,
toz değil suskunluk birikmiş içlerine.
Kimse “kaldı” dememiş,
kimse “gitti” dememiş.
Pencerenin önünden geçiyorum,
ışık bana bakmıyor.
Sokak, kendi ayak sesini dinliyor.
Bir köşede bekleyen ceket
sahibini tanımaktan vazgeçmiş.
İçeri giriyorum
adı olmayan bir yere.
Masalar sayılı,
insanlar daha da az.
Yalnızlık burada
çoğul ek almış gibi duruyor.
Kendime bir şey istiyorum,
ne olduğunu bilmiyorum.
Bir süre sonra aynısı bir kez daha geliyor.
Soruyorum:
“Ne zamandır buradayım?”
Cevap verilmiyor,
zaten soru doğru yerden sorulmamış.
Belki yarın
başka bir hatıra geçer bu boşluğun yerine.
Belki geçmez.
İnsan bazen
bakarken kendine
gözlerini indirir.