Biz Burada İyiyiz 1
Kalın bir şey giymeliyim diye düşündü kız,
üşümüyordu aslında,
içinde herkes vardı.
Titreyen seslerini bıraktı kucağıma,
dudakları bugün kanla mavi arası bir renkti,
hangi mevsimden kaldığını bilmediğim.
“Biz burada iyiyiz” dedi,
“çok iyiyiz.”
Burada hep kırk yaşındayız,
dördümüz tek bir bedende,
birimiz uyuyordu mutlaka,
bir kişi olabilmek için
onu bekliyorduk.
Yanılmıyorum, dedi,
ikiye düştüğümüzde yanılabilirim ancak.
Yanılmak,
her şeye yeniden bakmak gibiydi zaten;
duvardaki çatlak
Vergisi dönüşüyordu bazen,
Nergis bir sokağa.
Kurtuluş Asmalımescit’e karışıyordu,
bir tramvayın durmasıyla
durmaması arasındaki o ince çizgide.
Hafif karanfil kokusu varsa havada
ben, yeni koparılmış bir demettim;
saçlarım soğuk,
saçlarım gereğinden uzun.
Ne diyordum?
Yağmurlar… evet.
Üşümüyorum,
sadece ürperiyorum,
biçimine sığamayan bir kedi gibi.
Dur.
Kapı çalındı.
Hayır, telefon.
Belki ikisi birden,
belki de hiçbiri.
Ne kapıydı bu,
ne ses.
Bir şimşek bile değildi,
hiç olmadı.
Yuvarlandıkça büyüyen
bir kartopunun
yumuşaklığı mıydı bu?
Belki.
İki sesi taşıyan tek bir ses,
neden olmasın.
Az önce üstümden biri kalkmıştı
yok,
biri değil,
bir gölgeydi.
Gezgin bir gölge,
yer değiştiren,
bahçedeki ceviz ağacından kopup
içeri sürüklenen.
Şimdi odanın ortasında duruyor,
adını bilmiyorum.
Ama biliyorum:
Birazdan yine
hepimiz olacağız.