Şiir

Biz Burada İyiyiz 3

· 3 dakika okuma
Tül perdeli oda ve hasır sandalye

Hayata eğreti oturuyor Nermin,
sandalyenin ayağı kısa biraz.
Avluda kuş yok,
uçmayı unutmuş bir boşluk var yalnız.
Aynalar konuşmayı bırakmış,
bakınca yüz değil
geç kalmışlık çoğalıyor.
Seneler…
birbirine karışmış seneler…
Her biri elde kalmış bir lif,
anlamını yitirmiş bir kelime gibi.
Yerinde duran bir sızı,
ezilmiş meyve tadında.
Tuşlara basmadan dinliyor dünyayı,
ses çıkmasa da alışmış.
Göz altları koyu bir morluk,
geceyi saklıyor orada.
Adam başka bir şehirde,
denize yakın bir yerde
ayrılığı ütülüyor.
Nermin aldırmıyor,
aldırmamayı bir huy gibi taşımış.
Kokular, kremler,
fazlalık her şey.
Sabah bir şey kırılıyor,
ne olduğu önemli değil.
Saçına dokunuyor,
sonra vazgeçiyor.
Gün uzuyor,
suskunluk akşama kadar.
Keder sertleşiyor,
hava cam gibi.
Bir şey düşüyor içime,
renkli ama can yakıcı.
Acı,
azarlanınca içine kapanan çocuklara benziyor.
Bazen seni ödünç alıyorum geceden,
sonbahar hep ıslak kokuyor zaten.
Hatırladığımı sanıyorum,
sonra unutmaktan utanıyorum.
Unutmak bir işse
ben beceriksizim.
Hızlanıyorum durduk yere,
oyunlar çabuk bitiyor,
Odayı üzerime geçiriyorum,
sonra çıkarıyorum.
Eşyaların yerini değiştiriyorum
belki içim yer değiştirir diye.
Bir araca biniyorum,
hemen iniyorum.
Devam edemiyorum.
Boynumda eski bir şey,
anneden kalma belki.
Söküp yeniden diziyorum,
dünya dağılmasın diye.
Gökyüzü kalın,
kendimi tutarak yürüyorum.
“Akşam oldu” diyen bir ses,
nereden geldiğini bilmiyorum.
Bir giriş hatırlıyorum,
bir kapı,
bir tereddüt.
Zamanın parlaklığı gitmiş,
bunu anlatmaya çalışıyorum.
Bir yerde oturuyoruz,
sandalyeler hasır,
dışarıda kar niyetine bir şey.
konuşmalar yarım.
Herkes bana bakıyor sanırım
belki bakmıyorlar.
Omuzlarım var,
bacaklarım var,
ama ben hep geri çekiliyorum.
Yaklaşmakla kaçmak
aynı hareket gibi geliyor.
Uzakta birine dokunur gibi,
yakınken yok gibi.
Yalnız bir kişilik bu,
başka adı yok.
Bir kadın giriyor,
gülüyor fazla.
Gülüşü vitrini dolduruyor,
camlar da gülüyor.
Sonra makyajını düzeltiyor
ve gidiyor.
“Soğuğun mevsimleri,” diyor biri,
oyuncağını dışarda unutan çocukları anımsatarak.
Hiç çocuk olmamış bazıları,
olmayacak da.
Kalkıyoruz.
Eve dönüyoruz.
Kapı aynı.
Uzakta bir ses,
bir ağlama ihtimali.
Pencereden sarkan bir sepet,
içi dolu ama yoksul.
“Bu kapı neden hep böyle?” diyor.
Kapılar kalıyor.
Biz değişiyoruz.

Bu yazı Kırmızı Hayat kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Şiir

Muhalif

Seni sevmek bir meydandan geçmek gibi, her adımda kimlik sorulan, her bakışta üstü aranan bir cesaret. Kalbimi cebimde taşıyorum, çünkü burada duygula...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

Bazı Şeyler

Kim öğretti sana durmadan yoklamayı, kapı eşiğinde bekleyip hayatı hesap sorar gibi çağırmayı? Bir zamanlar yan yana yürüdüğümüz gölgelerin hangi duva...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

O Gün 2

Masada kalan şeyler var bu şiirde, bırakılmış bir çatalın titreyişi gibi, elmanın soyulmuşluğu kadar savunmasız. Konuşmanın eşiğinde duran cümleler, k...

· 1 dk · Kitap: Semender