Hoşgeldin Yeni Yıl
Saatler parlak vitrinlerde çoğalır,
camın ardında zamanın sesi,
içi dolu kahkahalarla süslenmiş.
Oysa Gazze’de
gökyüzü alçak,
duvarlar çocuk boyu
ve geceler
sabahı tanımaz.
Haritada küçük bir leke,
ama acının eli büyük.
Evler yarım kalmış cümleler gibi,
isimler tozda unutulur.
Bir çocuk göğe bakar,
uçak değil
dua geçsin ister üzerinden.
Afrika,
toprağı sert, güneşi kırgın.
Gölgeler büyür,
karınlar küçülür.
Açlık burada bir kelime değil,
uzun bir susuş.
Anneler ninniyi erken keser,
çünkü umut
Ekmeği hızlı tüketir.
Bir kap var,
adı yok.
Bir parça var,
ekmek denirse incinir.
Su sabırlı,
bekler.
Ekmek yumuşar bir yudum suyun içinde,
çocuk suskunluğunu bandırır içine.
Zaman burada
çiğnenmeden yutulur.
Bütün şehirlerde
aynı kaldırımlar.
Aynı soğuk dizler.
Cebinde anahtar olmayan tüm dünyanın sokak çocukları
binalara yaslanır.
geceyi yorgan,
sabahı sebep yaparlar.
Kimse onların takvim yapraklarını
saymaz.
Işıklar yanar.
eller birbirine değmeden alkışlar.
Gökyüzünü gürültüyle böler utanmaz fişekler,
yıldızlar irkilir.
Yeryüzü alışkın,
çocuklar hala değil.
Ve biz,
bunca küçük avuç varken
büyük cümleler kurarız.
En son,
bir kelime düşer dudaklarımızdan:
Hoşgeldin Yeni yıl.