Şiir

İnfaz Defteri

· 2 dakika okuma
Loş ışıkta otlayan yalnız bir at

İyi bilirim, kırılan her şey
önce ışığını yitirir,
sonra insan; içindeki sesi..
Ben çocukken öğrendim bunu,
oyuncaklarımı kendim kırdım
acı beni tanısın diye.

Filmde gördüm:
Ayağı kırılan atları vururlarmış.
İnsanlık dediğin,
kırığın yanına gidip el uzatmaz;
herkes başka bir infazın seyircisi
ve herkes kendini aklayan bir sessizliğin ortağı.

Sokaklardan geçiyorum,
hiçbir omuz masum değil.

“Düştüyse ölsün.”
Bu hükmü kim öğretti bize?
Kim bu kadar mahir kıldı merhametsizliği?

Benim içimde bir arşiv var.
her sayfası, ihmal edilmiş bir canın tutanağı.
Gece olunca kayıtlara yeni bir sızı ekleniyor.
Bir tay daha eksiliyor dünyadan.

Söylüyorum yüksek sesle:
Kırık atlar nereye gider?
Toprağın loş bir katına mı,
yoksa eski bir masalın unutulmuş sayfasına mı?
Belki Pegasos’un kanadından düşen kıvılcımlar
yine göğe tutunmak isterdi;
belki Kharon’un sessiz kayığı
onlara da bir yer açardı ölü ırmağında.

Mitlerini bile merhametten mahsun bırakan dünyada inanmak istiyorum hala
bir kitabın, bir sözün
onlara da bir cennet ayırdığına.
Çünkü bu dünya
hiçbir kırığın ağırlığını taşıyacak kadar güçlü değil.

Ve ben kaydediyorum:
İnsanlığı Faili Malum infaz defterine.

Bu yazı Bir Lokma Bir Hırka Bir Sokak kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Şiir

Muhalif

Seni sevmek bir meydandan geçmek gibi, her adımda kimlik sorulan, her bakışta üstü aranan bir cesaret. Kalbimi cebimde taşıyorum, çünkü burada duygula...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

Bazı Şeyler

Kim öğretti sana durmadan yoklamayı, kapı eşiğinde bekleyip hayatı hesap sorar gibi çağırmayı? Bir zamanlar yan yana yürüdüğümüz gölgelerin hangi duva...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

O Gün 2

Masada kalan şeyler var bu şiirde, bırakılmış bir çatalın titreyişi gibi, elmanın soyulmuşluğu kadar savunmasız. Konuşmanın eşiğinde duran cümleler, k...

· 1 dk · Kitap: Semender