Şiir

Mayısın Kalbinde Bir Masal Unuttum

· 3 dakika okuma
Yere dökülmüş pembe çiçek yaprakları

Tozlu gölgelerin izinde kaldı ayakkabılarımız,
rüyadan düşmüş kanatların kırıklarıyla süslü yollar.
Bir zamanlar birbirine gülümseyen rüzgarlar,
şimdi birbirinin adını duysa küser.

Sana bugün yazdım
en çok sessiz çiçeklerden,
renksiz, utangaç, gölgede açanlardan.
Bir çiçeğe dönüşmekten ürktüm,
sebebini bilmeden içim sızladı.

Kağıtlar ellerimde ufalandı,
her biri bir kalp artığıydı,
bir nefes parçası, bir düş kırığı,
siline siline kaybolan bir öpücük gibi.

Kalemimle değil, kaburgamla kazıdım adını.
Rüzgar bile korkup götüremedi.

Gitmeyeceğini sanırdım,
oysa herkesin içinde bir gidiş saklıymış.
"Hep yanındayım" diyenler, hep giderler !
Herkes unutur, unutulur !!!

Karanlığı biraz aralasam,
içine ben süzülürdüm, is kokulu bir hayal gibi.
Tam kapatsam, seninle iç içe kalırdım,
bir aynanın iç yüzüne sıkışmış gibi.

Bir gece gözyaşımın içinde
eski bir büyücü beni izledi,
“geleceğinde yanan nehirler var” dedi,
“ve suya karışan aşklar.”

Aşk bana her zaman bir dağ çökmesiyle gelir,
kalbimse her defasında bir kuyunun dibini öğrenir.
Orada iki kuş susuzluktan birbirine yaslanır.

Yüzün, yüreğime açılan yasak bir kapıydı,
ben o kapının eşiğinde büyüdüm,
sen içeri girmeden, ben dışarı çıkmadan.

Bir zamanlar herkesin “seviyorum” dediği bir film vardı ya,
işte biz, onun silinmiş sahnesiydik.
Tatlı başlayan bir hikayenin,
sonundaki sessiz çığlığı.

Bir köy düşledim sonra,
duvarları nemli, çocukları toprağa benzeyen.
Orada “yaşamak zor” dersini verdim gökyüzüne.

Bir gazete gibiydim,
birinci sayfam hüzün, eki umut,
okuyucum sen.

Hatırla, biz hikayelerin içini onaracaktık.
Saçlarını ağaç dallarına takan o kız için savaşacaktık.
Yalnızların oyununu birlikte bozacaktık.
Ama zaman, masalları hep yarıda bırakır.

Uzak şimdi,
çok uzak.
Ve sabahlar hep geç gelir.

Bilsen, seni bir tavşanın korkusuyla seviyorum,
yağmur başlarken kulak kesilen o minik kalp gibi.

Sonra bahar geldi,
beni affettirdi sana.
Çünkü bazı mevsimler merhametlidir.

O vakit suyun bile kalbi incinir,
kelebekler yere konmaz utanmaktan.
Ben o gün bir yarayı taşımayı öğrendim.
Kırık bir ezgiyi Mayıs’ın saçlarına sardım.

Sen beyaz bir gölge oldun,
ben o gölgenin içinde kalan boşluk.

Sevgilim,
ışık sönerken özür dileyen bir rüya gibisin.
Eksik, yarım, ama tamam sanılan.
Tam güneş doğacakken,
birden giden bir çocuk gibi.

Artık biliyorum,
biz büyümeyi yanlış yerinden öğrendik.
Kalbimiz defter arasında unutulmuş bir ödevdi.

Sana dizlerimi, avuçlarımı, kalbimin sol yanını sundum.
Senin bakışların çok ulusluydu,
her ülkede bir keder barındırırdı.

Ve ben hala inanıyorum:
Bazı sevdalar sırf bitmek için yaşanır.
Bazı insanlar, seni ağlatabilmek için dokunur kalbine.

Ağla sevgilim.
Çünkü ağlarsan inanırım,
içinde hala bir kalp taşıdığına.

Bu yazı Mayısın Kalbinde Bir Masal Unuttum kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Şiir

Muhalif

Seni sevmek bir meydandan geçmek gibi, her adımda kimlik sorulan, her bakışta üstü aranan bir cesaret. Kalbimi cebimde taşıyorum, çünkü burada duygula...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

Bazı Şeyler

Kim öğretti sana durmadan yoklamayı, kapı eşiğinde bekleyip hayatı hesap sorar gibi çağırmayı? Bir zamanlar yan yana yürüdüğümüz gölgelerin hangi duva...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

O Gün 2

Masada kalan şeyler var bu şiirde, bırakılmış bir çatalın titreyişi gibi, elmanın soyulmuşluğu kadar savunmasız. Konuşmanın eşiğinde duran cümleler, k...

· 1 dk · Kitap: Semender