Şiir

Neden 3

· 3 dakika okuma
Eski tespih

Çünkü bir üçleme ancak susarak tamamlanır,
söylenmiş her şeyin içinden çekilip kalan tortuyla,
nedenin artık soru olmaktan çıktığı,
cevabın da yük olmaktan vazgeçtiği bir eşikteyiz şimdi,
ve ben buraya, adını anmadan geldim.

Öncekilerde bıraktığım izler
beni takip etmedi bu kez,
çünkü iz dediğin şey,
ancak bakıldığında vardır,
ben artık yürürken geriye bakmıyorum.

Bir zamanlar beni taşıyan zemin
sessizce yer değiştirdi,
fark etmedim önce,
insan en çok alıştığı şey değişince körleşir,
sonra anladım: düşmüyordum, yer değiştiriyordum.

İçimdeki yabancılık azalmadı,
ama tehdit de olmaktan çıktı,
aynı odada uzun süre kalan iki yabancı gibi,
konuşmadan anlaşmayı öğrendik,
aynı havayı soluyarak.

Sevinçle arama mesafe koydum,
üzüntüyle de,
ikisi de fazla gürültülü artık,
ben daha çok aralarında kalan
isimsiz hali dinliyorum.

Kesilen şeyler tamamlanmıyor,
bunu kabullendim,
her yarık bir davet değil,
bazıları sadece hava alsın diye açılır,
ve kapanması gerekmez.

Görmekle ilgili iddiam kalmadı,
anlamakla da,
ikisi de insanı yoran meziyetler,
şimdi daha çok
yanından geçip bozmamayı önemsiyorum.

Derinlik hala içerde,
ama artık araştırmıyorum,
her kazı bir şeyi ortaya çıkarırken
başka bir şeyi gömer,
ben gömülenlerle yaşamayı seçtim.

Yaş dediğimiz şey
takvim işi değilmiş meğer,
aynı soruya
kaçıncı kez sessiz kaldığınla ölçülüyormuş,
ve ben epey sustum.

Eski hallerimle barış imzalamadım,
ama savaş da açmadım,
onları oldukları yerde bıraktım,
bir müze gibi değil,
bir depo gibi.

Yanma bitti mi bilmiyorum,
ama artık ışık üretmiyor,
sadece sıcak tutuyor,
insanı ayakta tutan şey de çoğu zaman budur zaten,
parlamak değil, donmamak.

Sallanan hiçbir şeye tutunmuyorum,
duran hiçbir şeyi de kutsamıyorum,
denge,
iki uçtan da vazgeçebilme cesaretiymiş,
bunu geç öğrendim.

Kalp dediğimiz o merkez
artık karar vermiyor,
sadece ritim tutuyor,
hayatın kararsızlığına eşlik eden
inatçı bir tempo gibi.

Sersemlik yerini yorgun bir berraklığa bıraktı,
her şey net değil,
ama bulanık da değil,
tam olarak olması gerektiği kadar eksik,
tam olarak taşınabileceği kadar ağır.

Cümlelerim hala uzun,
çünkü kısaltmak,
bazı şeyleri inkar etmektir,
ben inkar etmiyorum artık,
sadece uzatıyorum, yayarak, incitmeden.

Çatıya gelince,
onu sökmüyorum,
yeniden de kurmuyorum,
altında yaşamayı öğreniyorum,
yağmurun sesini ayırt ederek.

Neden sorusu burada son kez duruyor,
cevap vermek için değil,
selam vermek için,
bir yol arkadaşına başını eğer gibi,
fazla yakınlaşmadan.

Ve şimdi bitiriyorum,
ama kapatmıyorum,
çünkü bazı sonlar
kilit değil,
perde ister.

Bu şiiri sessiz ve burada yazmayacağım bir dua ile bitiriyorum,
çünkü insan en çok
anlayamadığı yerde yakar,
en doğru cümleyi
diz çökerek kurar.

Neden mi Dua;

Yüküm hafiflesin diye değil, taşıyabileyim diye dua
Beni benden sakla, bana rağmen beni koru diye dua

...

Amin.

Bu yazı Semender kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Şiir

Muhalif

Seni sevmek bir meydandan geçmek gibi, her adımda kimlik sorulan, her bakışta üstü aranan bir cesaret. Kalbimi cebimde taşıyorum, çünkü burada duygula...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

Bazı Şeyler

Kim öğretti sana durmadan yoklamayı, kapı eşiğinde bekleyip hayatı hesap sorar gibi çağırmayı? Bir zamanlar yan yana yürüdüğümüz gölgelerin hangi duva...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

O Gün 2

Masada kalan şeyler var bu şiirde, bırakılmış bir çatalın titreyişi gibi, elmanın soyulmuşluğu kadar savunmasız. Konuşmanın eşiğinde duran cümleler, k...

· 1 dk · Kitap: Semender