Sana Benzeyen Gölgeler
Elimdeki kırık kupanın kenarına
adın sızıyor yine.
Sanki sabahın erken saatlerinde
bakkaldan alınmış bayat simidin susamı gibi
her yere bulaşıyorsun.
Sana benzeyen gölgeleri
kapının paspasına sermişim farkında olmadan.
Paspas da zaten yorgun;
üzerinde biriken günahlar yüzünden
kir tutmuyor artık.
Mutfağın köşesindeki çaydanlık
bu akşam erken ötmeye başladı.
Dumanda senin ismin dönüyor,
buhar camı bularken
içimdeki eksik yerler su damlası gibi
aşağı kayıyor.
Sana değil de
kaldırım taşlarına anlatıyorum artık bazı şeyleri.
Onlar hep oradalar çünkü
üzerlerine basıldıkça güçlenen
küskün ama dayanıklı yüzler.
Ben, solmuş buzdolabı magnetleri gibi
hatıralara yapışıksam da
zamanın buzdolabı kapısı
her açılışında beni biraz daha düşürüyor yere.
Ama yine de
evin boşluğunda çınlayan ayak seslerin
geceler boyu oturma odamda dolaşıyor.
Gündelik olan ne varsa
senin izlerine dönüşüyor burada
Mandalina kabuğu bile
adını fısıldıyor.