Sokak Çocuğu
Sokakların adımı ezberlediği biriyim,
kaldırım taşlarıyla akrabayım.
Geceleri karton kokar yastığım,
gündüzleri vitrin camlarında kendime bakarım;
bir yüzüm var, kirli ve sabırlı.
Bazıları sever beni,
avuç içlerinden sıcak dökerler üstüme.
Bir simidin kenarı kadar umut bırakırlar,
bir gülümseme kadar yaşatırlar.
Adımı sormazlar,
zaten adım yoktur;
sadece çağrıldığım bir ses.
Bazıları taş atar,
dünyayı sert bir ders sanır.
Omzumdan değil, kalbimden sekmiş taşlarım vardır.
Koşmayı erken öğrendim,
kaçmayı da.
Korku cebimde bozuk para gibi şıkırdar.
Bir köşede büyüdüm ben,
çocukluğum kaldırımın çatlağında.
Üşümeyi öğrendim,
ama ses çıkarmamayı daha iyi.
Ağladığımda kimse duymasın diye
boğazıma bastım gözyaşımı.
Bazen bir kadın eğilir,
“yazık” der,
o kelimeyle biraz daha küçülürüm.
Bazen bir çocuk gözlerime bakar,
ikimiz de kendimizi tanırız
aynı yalnızlıktan.
Ben hep sokaktayım sanırsınız,
hep aç, hep kirli,
hep fazla.
Oysa cebimde tırnaklarım var,
dilimde sütlü bir sessizlik,
geceleri ayla konuşurum.
Çünkü ben
bir çocuğun değil,
bir hayatın kenarında büyüdüm.
Ve şimdi fark edersiniz:
adım çağrılınca dönmem,
sözden çok sese gelirim.
Ben bir çocuğa benzerim,
oysa ben
Sokak kedisiyim.