Şiir

Tren

· 1 dakika okuma
Gece yük trenleri

Geceyi bir dikiş gibi geçirdim içimden,
paslı bir iğneyle tutturulmuş saatler vardı avucumda.
Camın ardında geri geri giden evler,
her biri terk edilmiş bir çocukluğun yüzü.
Bir ses vardı;
ne tam bir ağıt ne de bir çağrı.
Toprağın kalbini yoklayan,
demire fısıldayan eski bir nefes.
Uykusuzluğun omuzlarına çöken
is kokulu bir masal gibiydi.
Koridorlar uzuyordu içimde,
her kapı başka bir vedaya açılıyordu.
Valizler suskun, cepler kırık dökük,
kimsenin adını bilmediği bir yolculuk
beni benden alıp
adımı bile unutan bir yere sürüklüyordu.
Zaman,
yerinden sökülmüş bir takvim yaprağı gibi
titreyerek geçiyordu yanımdan.
Birileri iniyor, birileri biniyordu hayattan;
ben hep arada kalıyordum,
ne varışa ait ne de başlangıca.
Sonunda anladım:
Bu uzun inilti, bu karanlık akış,
bu demirden kader çizgisi…
Ben hangi trenin içindeydim.

Bu yazı Semender kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Şiir

Muhalif

Seni sevmek bir meydandan geçmek gibi, her adımda kimlik sorulan, her bakışta üstü aranan bir cesaret. Kalbimi cebimde taşıyorum, çünkü burada duygula...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

Bazı Şeyler

Kim öğretti sana durmadan yoklamayı, kapı eşiğinde bekleyip hayatı hesap sorar gibi çağırmayı? Bir zamanlar yan yana yürüdüğümüz gölgelerin hangi duva...

· 2 dk · Kitap: Semender
Şiir

O Gün 2

Masada kalan şeyler var bu şiirde, bırakılmış bir çatalın titreyişi gibi, elmanın soyulmuşluğu kadar savunmasız. Konuşmanın eşiğinde duran cümleler, k...

· 1 dk · Kitap: Semender