Yolda Kalmış Dua Defteri
Sevgilim demeye korktuğum bir sabah vardı,
Kendi kalbimin yanından geçerken selam vermedim.
Biraz kırgındık birbirimize.
Avuçlarımda morarmış birkaç cümleyle dolaştım gün boyu,
Köşeleri eskimiş bir hayat gibiydim.
Bugün kendime bir yama yaptım,
Ama neresine tuttu bilmiyorum.
Belki de içimden biri eksik,
Belki de fazlayım hep.
Bir tür yanlış ölçülmüş elbise bu yaşamak.
Artık garip alışkanlıklarım var:
Sokak lambalarına şarkılar fısıldıyorum,
Bir kuşun gölgesine dua bağlıyorum,
Birini sevmenin kokusunu bulmaya çalışıyorum
yağmurdan sonra,
ama hep eksik bir harf kalıyor havada.
İçimde taş gibi duran kelimeler var,
Yutarken boğazımda dua izleri bırakıyor.
Birini hatırladıkça içimden eski bir oda açılıyor,
Perdeleri rüzgarla dalgalanıyor,
ve biri orada hala gülüyor,
adını hatırlayamıyorum.
Son zamanlarda aynalarda yabancı biri oturuyor yüzümde,
Bana bakıyor uzun uzun,
sanki birlikte unutmaya söz vermişiz gibi.
Bir elbise gibi eskidim,
Ama kimse fark etmedi.
Belki sadece Gökler,
o da yanlışlıkla.
Bu gece kendime bir rüya diktim,
İçine mandalina koymadım.
Sadece biraz ışık,
biraz uyku,
biraz da "devam et" sesi.
Sabaha kalırsam,
belki yeni bir kelime bulurum kendime.
Bulamazsam,
susarım güzelce
Bir çiçeğin yaprağına dönüşürüm belki,
ya da unutulmuş bir dua defterine.