Züleyha 1
Camın arkasında duran bir sabah gibi
sesin;
dokunulmaz, ama yön gösterir.
İnsan bazı sesleri aynaya benzediği için sevmez,
bazı duruşları saatin tik takları gibi
hayata çeki düzen verdiği için saklar içinde.
Bir söz söylemeden önce
kelimelerin senden izin alması gerekirmiş gibi,
odada bir ağırlık var;
adı konmayan, ama herkesin fark ettiği.
Gülüş değil bu,
daha çok bir kapının aralık kalması,
içeri girmiyorsun
ama içeride bir şeylerin yerli yerinde olmadığını biliyorsun.
Kimi insanlar vardır,
yaklaşılmazlıklarıyla öğretir mesafeyi,
yükseklikleriyle değil
derinlikleriyle görünür olurlar.
Bir defterin kenarına düşülmüş
kısa, dikkatli bir not gibi
hayata ilişiyorsun:
fazlası çizilir, azı eksik kalır.
Ve yalnız bir yerde,
adı anıldığında sesini alçaltanların cümlesinde
geçer Züleyha;
çünkü bazı isimler
yüksek sesle söylenmez,
yerini bilir.
Sonra zaman,
yanından geçerken sesini kısar,
çünkü bazı duruşların gölgesi
saatleri bile terbiye eder.
Bir sesin ardında
uzun uzun anlatılmış ama yazıya dökülmemiş
bir kılavuz var sanki;
Duyan yolunu şaşırmaz,
Konuşmaya kalkışan susmayı öğrenir.
Kalabalık içinde bile
etrafında boşluk kalmasının sebebi bu:
herkes farkında olmadan
bir adım geri durur.
Ne çağırırsın
ne reddedersin;
sadece sınırı çizersin
ve sınırlar bazen
en büyük ikramdır.
Güzellik dediğin
burada durup süslenmez,
fazlalıklarını çıkarıp gelmiştir.
Sade, ama eksiksiz.
Bir gün geçip gitsen
arkanda eksiklik değil
ölçü bırakacaksın;
insanlar fark etmeden
daha dikkatli konuşacak,
daha doğru bakacak.
Çünkü bazı varlıklar
iz bırakmaz,
denge kurar.