Züleyha 3
Artık kelimeler
geri çekiliyor;
anlatmak, görevini yapmış
ve sessizliğe bırakılmış.
Burada ne fırtına kaldı
ne soru,
ne de adını arayan bir istek;
yalnızca
olduğu kadarının
taşınabileceği bir ağırlık.
İnsan bazen
son cümleyi kurmaz,
kurarsa bozar;
o yüzden
nokta yerine
durak bırakılır.
Bu, vazgeçmek değil;
ısrarın da ötesinde
daha eski bir bilgelik:
her şeyin
yerini bilmesi.
Bakış geri alınmaz,
ama ileri de sürülmez;
hatırlanır yalnızca,
fazla çağrılmadan.
Bir kapı kapanmıyor,
açık da kalmıyor;
sadece
kapı olmaktan çıkıyor.
Ve geriye
hiç kimsenin
hesabını sormadığı,
kimsenin
bir şey istemediği
o sade an kalıyor:
olan,
olabileceği kadar.
Hoşçakal Züleyha...