Biz Burada İyiyiz 2
Suskunluğun kıyısındayız bugün,
su bir şey söyleyecek gibi
vazgeçiyor.
Konuşuyoruz, evet,
sevgiyle, dikkatle,
ama göz göze gelince ürküyor kelimeler.
Sanki bakışlar
birbirinin düşmanı.
Bir yokuştan iniyoruz sürekli,
başka bir yokuşa.
Nereye gittiğimizi bilmiyoruz,
ellerimizde kulakların çınlaması,
saçlarımızda geç kalmış bir sarhoşluk.
Dağlar içimizde kabarık,
iç denizlerimiz taşmaya hazır.
Günler ağır ilerliyor,
bir sürahi saplanıyor zamana,
pencereler şaşkın,
perdeler uzak bir yol kadar uzun.
Balkonda donmuş bir kuş var,
adını bilmediğimiz,
süs olmaktan utanmış.
Aşağıdan bir bando geçiyor bazen,
içimde bir soru bırakıp gidiyor:
Bir bando şefi
hangi yalnızlıkla uyur geceleri?
Yaz geçti.
Elimde sahte bir çiçek kaldı,
gerçeği unutmuş parmaklarımda.
Masaya yine oturduk,
oyunlar oynadık
üstümüzden utanarak.
Oda sıcaktı,
trenler sabırsız,
bakışlar yarım.
Bir çocuk var bu evde,
sessizliğin kendisi.
Dudağı kanadı bir gün,
kırmızı bir balıkla oynarken.
Balık yüzüp geçti dudaklarından,
kanla su karıştı.
Ağlamadı.
Sormakla yetindi:
Melekler hangi taraftandır?
Adımı seviyorum.
Çocukluk gibi çünkü.
Adım bir hatırlayış,
ezilmiş iki meyve,
taze bir yeşilliğin sesi.
Akşam geliyor,
kendine bir yer bulup sallanıyor.
Sular morlaşıyor içimde,
lambanın altında bir kiraz gibi.
Yorgunum.
Hepimiz yorgunuz.
Eski şarkılar çalıyor,
ölümün henüz icat edilmediği yıllardan.
Yüzümden bir şeyler akıyor,
içim çiçekleniyor istemeden.
Bir kadın gülüyor bu evde,
sevmeyi başka bir sevmeyle karşılar gibi.
Sonra hızla uyanıyor,
kapıyı çekip gidiyor.
Üç kişi kalıyoruz.
Yeni ısırılmış bir elma gibi.
Yeşil yanımız parlıyor kendi kendine.
İçimde bir soğukluk,
dışımda kırılgan bir çiçek.
Gece iyice dışarısı artık.
ışık bitti.
Çocuk hala odasında.
Birazdan kadın dönecek,
koltuğa çökecek,
dumanla dolduracak boşluğu.
Dört kişi olacağız yine,
bir evin içinde
kırık bir şekil gibi.
Kutsal değil.
Temiz hiç değil.
Ama yine de
sevinçle sarılacağız ona,
çünkü başka tutacak yerimiz yok.