Deneme

Hiç Bilmediğin Bir Sabah

· 3 dakika okuma
Çatıların üzerinde şafak

Ezberledin.
Bunu kimseye söylemedin ama
ayak tabanların biliyor artık:
hangi taş yerinden oynar,
hangi gölge sonradan büyür,
hangi suskunluk gecenin tam ortasında
birden bire konuşur.

Ezberledin bütün yolları.
Yol dediğin şeyin aslında
bir yerden bir yere gitmek olmadığını,
aynı acının
farklı kaldırım taşlarına
defalarca basmak olduğunu öğrendin.
Her dönüşü tanıyorsun şimdi,
her virajda biraz daha eksilen
o eski halini.

Bir kapının önünde durmayı da ezberledin.
Kapı açılmayınca
suçun kapıda olmadığını,
içeridekilerin çoktan gitmiş olabileceğini.
Anahtarın cebinde ağırlık yapmasını,
ama hiçbir kilide uymamasını.
Anahtarlar da yorulur,
bunu kimse söylemez.

Düşüşleri de ezberledin.
İlk düşüşte can acır sanmıştın,
oysa asıl acı
ayağa kalkarken olurmuş.
Dizlerinin hafızası var artık,
hangi zeminde nasıl kanayacağını bilir.
Bazı düşüşler sessiz olur,
kimse fark etmez,
hatta sen bile
sonradan anlarsın
bir yerlerinden eksildiğini.

Ezberledin karanlığı.
Karanlığın siyah olmadığını,
çoğu zaman griye çaldığını,
bazen bir mutfak lambasının altında
daha da koyulaştığını.
Karanlığın en çok
insanın kendi sesine benzediğini,
konuşurken bile
içini karartabildiğini.

Ezberledin yalnızlığı.
Yalnızlığın kalabalıklarla
hiçbir derdi olmadığını.
Bir masada beş kişi otururken
en çok sana yakıştığını.
Yalnızlık seni seçmez,
sen ona alışırsın;
alışmak,
en tehlikeli sevmektir.

Bir yüzü ezberledin mesela.
Artık yüz diyemezsin ona,
bir haritadır o.
Gülüşünün nerede yarım kaldığını,
suskunluğun hangi kelimeden sonra başladığını,
gözlerinin ne zaman kaçtığını
harf harf biliyorsun.
Bazı yüzler
insanı ezberden yaralar.

Ezberledin beklemeyi.
Saatlerin içinin boş olduğunu,
beklemenin bir yere varmaktan çok
bir yerden eksilmek olduğunu.
Pencereye her bakışında
aynı sokağın
biraz daha yaşlandığını fark ettin.
Sokaklar da bekler,
ama kimse onları sormaz.

Ezberledin gitmeyi.
Gitmenin her zaman valizle olmadığını,
bazen bir cümlenin ortasında
çekip gittiğini insanın.
Bazen de kalıp
her şeyden vazgeçtiğini.
Gitmekle kalmak
aynı yaradan kanar.

Ezberledin kendini.
Bu en zoruydu.
Hangi cümlede kırıldığını,
hangi şarkıda sustuğunu,
hangi anıda nefesinin daraldığını.
Kendini ezberlemek,
kendinden kaçamamaktır.

Şimdi soruyorlar ya bazen,
ne yoldan korkarsın,
ne karanlıktan?
Gülümsüyorsun.
Çünkü korku,
bilinmeyen bir yer ister.
Senin bildiğin yerler çok.

Artık korkmuyorsun,
ama hafif de değilsin.
Omuzlarında bir dünya var,
küçük, kırık, tanıdık.
Ve sen bu dünyayı
ezberden taşıyorsun.

Yürüyorsun yine de.
Çünkü başka bir şey kalmadı.
Yol, düşüş, karanlık
hepsi sende.
Ve insan,
en çok kendine benzeyen yerlerden
geçerek varır
hiç bilmediği bir sabaha.

Bu yazı Bir Lokma Bir Hırka Bir Sokak kitabında yer alıyor.
Paylaş: X Facebook WhatsApp

Yorumlar (0)

İlk yorumu sen yaz.

Benzer yazılar

Deneme

Sana Benzemek 1

Bir şey vardı, adını koymadığım için büyüyen, bir sabahın tam ortasında unutulmuş bir eşya gibi duran, ne zaman baksam yer değiştiren, ne zaman dokuns...

· 4 dk · Kitap: Semender
Deneme

Sana Benzemek 2

Bir şeyle başladı bu, ama şey denemez ona, çünkü her şeyden kaçan bir hali vardı; bir sabahın içinden çekilip alınmış, geride yalnızca yeri kalmış bir...

· 4 dk · Kitap: Semender
Deneme

Başka Bir Zaman

Bedene bir şey olabileceğini bilmek yetmezmiş gibi, sonradan anlaşıldı ki asıl felaket olan biteni zihinden çıkaramamakmış, çünkü insan en çok hatırla...

· 2 dk · Kitap: Yengeç