Neden 2
Çünkü bir neden bitmez,
sadece yer değiştirir;
ilk şiirin bıraktığı yerden değil,
orada artık durulamayacağı için
bir adım yanından başlıyorum.
Bazı şeyler konuşuldukça eksilir,
o yüzden şimdi sessizliğin uzun cümlelerini kuruyorum,
virgülleri bol, nefesi dar,
sonu özellikle geciken cümleler bunlar,
çünkü acele eden her anlam yalan söylüyor.
Bir yerde durmadık biz aslında,
bir yerde çözülmeye başladık,
ip gibi, düğüm gibi değil,
daha çok eski bir kumaşın
dokuna dokuna incelmesi gibi.
İçimde taşıdığım yük hala bana ait değil,
ama artık yabancı da sayılmaz,
birlikte susmayı öğrendik,
aynı köşelerde eskidik,
aynı kelimelerden kaçındık.
Sevinç denilen şeyin adını anmıyorum yine,
çünkü adı geçince hemen çoğalıyor,
oysaki ben azalan bir şeyden söz ediyorum,
artan gibi görünen,
ama içten içe çekilen bir şeyden.
Bir kesik vardı önceki yerde,
şimdi onun izi var sadece,
iyileşmiş gibi duran ama
hava değişince sızlayan,
varlığını unutturup yokluğunu dayatan.
Görmekle anlamak arasındaki mesafeyi
uzun uzun düşündüm,
ikisi de gözle başlıyor sanıyordum,
oysa biri alışkanlık,
öteki cesaret istiyormuş.
Derinlik hala aşağıda değil,
bunu tekrar ediyorum kendime,
çünkü insan bildiği yanlışı
bile isteye sürdürmekte ustadır,
doğruyu ise hemen unutmakta.
Bir açıklık var içimde,
doldurulacak sanılan,
ama her şey sığarken
kendisi büyüyen,
neyle temas etse genişleyen.
Yaş almak kelimesini kullanmıyorum,
çünkü olan biten bununla ilgili değil,
daha çok geride kalan bir gölgenin
yavaş yavaş koyulaşması,
ışık değiştikçe yerini unutmaması gibi.
Eski halimi özlemiyorum,
çünkü o hal beni taşımıyordu,
ben onu taşıyordum,
ve her taşıma,
bir gün bırakılmak içindir zaten.
Yanma hala sürüyor,
ama artık seyirlik değil,
içerden içerden olan bir şey bu,
alevi olmayan,
dumanı bile kendine saklayan.
Parlak olan yine sallanıyor,
ama bu kez denge aramıyor,
sadece düşeceği yeri
önceden yokluyor,
yerçekimine alışmak için.
Kalp meselesine tekrar geliyorum,
çünkü ne kadar dolanırsam dolanayım
hep orada kesiliyor yol,
sanki her düşünce
oraya çarpıp geri dönüyor.
O sersemlik hali derinleşti,
ama korkutmuyor artık,
çünkü insan en çok
sürekli ayık olmaktan yoruluyor,
hafif sarhoşluk bazen merhamet.
Cümleler hala tam oturmuyor,
ama bu bir kusur değil artık,
bilerek eksik bırakıyorum bazı yerleri,
okuyan doldursun diye değil,
boşluk kalsın diye.
Çatıyı yeniden kurmuyorum,
çünkü bu devam bir inşa değil,
öncekinin altında
yaşamaya razı gelmiş bir düşünce,
başını eğmeyi öğrenmiş bir anlam.
Ve neden sorusu hala ortada,
ama artık cevap beklemiyor,
sadece duruyor,
bir ağırlık gibi değil,
bir eşlik gibi.
Belki de bütün mesele bu,
bana ait olmayan şeylerle
yan yana durabilmek,
onları sahiplenmeden,
onlar tarafından taşınmadan.
Burada bitmiyor,
ama burada susuyor,
çünkü bazı devamlar
yazıyla değil,
zamanla tamamlanır.