Kendi Kaderine Mendil Katlayanlar (Belki)
Günün son ışığı gibi susayım kırılgan, ince, kimseye tam dokunmayan ama dokunsa da sesi çıkmayan bir umutla. Akşam, penceremin eşiğinde durur şimdi gö...
Gecenin ve yalnızlığın diliyle.
Günün son ışığı gibi susayım kırılgan, ince, kimseye tam dokunmayan ama dokunsa da sesi çıkmayan bir umutla. Akşam, penceremin eşiğinde durur şimdi gö...
Kuşlar uçabiliyormuş, bunu en son annemin balkonunda öğrendim, çamaşırlar yarı ıslak, hayat yarı eksik asılı dururken iplerde. Biz yere çok yakındık,...
Ben bu filmi gördüm, başında umut vardı, sonunda perdeye bakıp susmak. Yine de oturdum koltuğuma, bilet pahalıydı ama alışkınım aynı sahneye. Ben bu f...
Bu kez konu bir kalp değil, bir aşk hiç değil. Bu kez şiir, kapatılmış bir havaalanı radarının içinden konuşuyor. Ben bir sinyalim, kimseye ulaşamamış...
Kırkikindi yağmurlarının küf kokusuna bulanmış bir defter açılır şimdi senin bıraktığın yerden hiçbir cümlenin kabuğunu ödünç almadan hiçbir yaranın a...
Kızıyordum bir zaman şimdi kızgınlığımı dikişsiz bir mendil gibi gecenin boynuna bağlıyorum. Kimsenin beni öldüremeyeceğini çok eskiden öğrendim; ölme...
Artık hiçbir mucizeye inanmadığım günler olur üşüyen gölgemi önümden toplar, yürürüm ama bilirim ki hayat insanın tam “bittim” dediği yerden bir elif...
Beni çocukken kırmızıya boyadılar. Öyle bayramlık bir sevinç değil bu; daha çok, buruk bir fotoğraf karesinin kenarında kalan renk gibi. Mahalledeki ç...
Çürük mandalina kabuğundan sarkan tuhaf ve yarım bir ışıkla başladım söze. İlaçlardan kalma bir ağrı gezindi evvela çamaşır iplerine asılı rüyalarımda...